Atlantis Gerçeği
Atlantis efsanesiyle ilgili bütün söylentileri bir kenara bırakıp bildiklerimize ve yapılan araştırmalara bakarak daha gerçekçi olunacağını düşünüyorum;
Bildiklerimiz şunlar;
- Coğrafi gerçekler
- Platon'un yazıtları;
- Yakın Uygarlıkların Atlantis tasvirleri
- 1969 Bahama kalıntılarının keşfi
- 1995 Okinawa Japan Sahili Kalıntıları: Mu Uygarlığına mı ait?
- 2001 Küba Sahili Kalıntıları
Coğrafi Gerçekler
Dünya atlasını elinize aldığınızda kıtaların aslında birer yap-bozun parçalarına ne kadar benzediğini hemen farketmişsinizdir. Teoriye göre başlangıçta tek bir kıta-ada varken bütün kıtalar uzun süren depremler, volkanik hareketler ve afetler nedeniyle birbirinden ayrılmıştır. Hatta bugün fay sistemleri kıta karalarının deprem yolları boyunca dizilir.
Ancak yap-bozun parçalarını birleştirmeye kalktığımızda işler biraz karışır. Güney Amerika kıtası Afrika kıtasının batısına şaşılacak ölçüde tam geldiği halde, Kuzey Amerika Avrupa kıtasının batı girintilerine oldukça aykırı bir yapı oluşturur. Aynı şekilde Avusturalyanın kuzeyindeki takım adalar gayet rastlansal dağılmış gibidir.
Arkeologlar gerçekte bu iki bölgede sular altında kalan 2 önemli kıtanın bulunduğuna inanıyorlar: Kuzey Atlantikte olan Atlantis kıtası ve Pasifikte olan Mu kıtası. Okyanusun dibinde kendi fay sistemine sahip sıra dağların yer alması da kanıt olabilir.
Mu kıtası Adem ve Havva'nın yaşadığı cennet kıta ve Atlantis'ten çok daha eski bir uygarlık olarak kabul ediliyor.
Platon'u Yazıtları
Kayıp uygarlık Atlantis efsanesinin başlangıcı M.Ö.370 yıllarında yaşamış olan Platon'a dayanıyor. Platon, Atlantis'i büyük şelaleleri, cennet bahçeleri, ihtişamlı medeniyeti, teknolojisiyle Akdeniz referansına göre "Batıda bir yerlerde" diyerek tarif ediyor. Atlantis Adası iç içe halkalar şeklinde su kanalları ve yine iç içe halkalar şeklinde karaların olduğu, ortada yönetim binasının yer aldığı resimlerle tasvir ediliyor. Refah içinde geçen yıllardan sonra Tanrılar Atlantis halkının kayıtsızlığına ve kendine beğenmişliğine karşı kızıp Atlantis'i lanetliyor. Platon, Atlantis'in sadece bir gece ve gündüz içinde katastrofik bir afet sonucu yıkılarak denizler altına gömüldüğünü söylüyor.
Platon'un anlatımın kaynağı bir masal olabileceği gibi zamanında bütün dünyayı gezip çeşitli ülkelerde Atlantis ile ilgili araştırmalar yapmış olabileceği sanılıyor. Mesela, Platon'dan 33 sene sonra ölen öğrencisi Crantor, Sais'teki Mısır rahiplerinin bazı Greklere Atlantis tarihini üzerinde yazan iki demir sütunu gösterdiklerini yazmıştı.
Yakın Uygarlıkların Atlantis Tasvirleri
Atlantis Grek mitoslarında Atlas ve Calipso hikayeleleriyle bilinir. Bunların dışında bir çok grek mitosunda ve Mısır piramitlerinde yer alırlar. En önemli buluşlardan biri James Churchward vasıtasıyla jeolog William Niven'in 1921-23 yıllarında Mu uygarlığına ait tabletleri Meksika'da keşfetmesiyle başladı. Tabletlerin 11 bin yıllık olduğu ispatlandı ve batı tibetçe yazıldığı ortaya çıktı. Henüz tartışmalı olmakla birlikte MU uygarlığının Atlantis dahil olmak üzere diğer uygarlıkların hemen hepsinin beşiği olduğu anlaşıldı. Günümüzden 3 bin yıl önce yazılmış Mahabharata'da, uzak geçmişte insanoğlunun kullandığı bir silah tarif ediliyor: "Dumansız bir ateşin ışıltısına sahip olan ve alevler saçan bir mermi atıldı. Birden heryer karanlığa gömüldü. Daha sonra, gözleri kör eden bir ışık ve kulaklan sağır ederı bir gürültü çıktı. Ardından meydana gelen büyük ısıda sular buharlaştı. Filler, atlar, insanlar bir anda kavruldn. Ağaçlar tamamerı yandı. Heryer yeniden aydınlandığında koca ordudan geriye sadece bir avuç kül kalmıştı"...
Platon'un yazıtlarının ütopya olabilme ihtimali ve efsanelerin uygarlıkların mitoslarında masallaşması insanları Atlantis'in gerçekleği konusunda şüphelendirebilir. Ancak kadim uygarlıkların tarihleri kutsal kitaplarda da yer buluyorsa insanlar yazılanların birer söylentiden ibaret olduğunu varsayamazlar. Nitekim Kur'an da geçen Kehf suresinde Zülkarneyn olayı ve Atlantis - Mu uygarlıkları arasında bağlantılar görülmektedir.
Yukarıdaki kanıtlar tam açıklanamasa da yapılan anketlere göre insanların %80'i 11 bin yıl önce yaşamış ve günümüzde bilinemeyen teknolojiler kullanmış Atlantis medeniyetinin varlığına inanmaktadır.
Peki insanlar Atlantis'i neden araştırmaktadır? 11 bin önce yaşamış bir uygarlığın kalıntılarının insanlığa kazandıracağı şey nedir? Sorularına yanıt alabilmemiz için günümüze dönmemiz gerekiyor. Galiba hepimiz çarpıklaşan ve bozulan toplum yaşantımızı düzeltmek daha yaşanır hale getirmek, cennet kadar güzel medeniyetler yaratabilmek için Platon'un gösterdiği mükemmel toplum ütopyası "Atlantis"i araştırıyoruz. Belki de bu yüzden Atlantis araştırmaları hiç bir zaman bitmeyecek.
Sualtı Resimleri






![]()

